Geçmişten yazdıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geçmişten yazdıklarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2011 Cumartesi

eskilerin hatrına...


evettt..nihayet geldi geçti şu yeni yıl olayı.benim gibi yalnızlar için,sevdiklerinden uzakta olanlar için,sevgilisinden ayrılıp mutsuz olanlar için daha da beter bir sebeptir ağlak zırlak dolaşmaya bayramlar,yeniyıl,doğumgünleri...yüzde yüz mutsuz olursunuz.öf pöf afra tafra olayları...
neyse gönülsüzde olsa geçirdik bir yılbaşı akşamını...

sonra sabah açtım pc'yi geziyorum..aa bülent ortaçgil yeniden albüm çıkarmış..kaç yıl sonra yeniden...

tabii hemen ilk dinlediğim yıllar geldi aklıma.
lisedeyim,çok fena aşıgım.sürekli romantik şarkılar çalan radyoları dinliyorum,yağmur yağınca dilek tutuyorum,geçen otobüslerde onu arıyorum,ama bir yandan da öyle ketum duruyorum ki çocugun haberi olmasını bırakın,ufak bir ipucu bile göremez bende.(ayy ne salakamışım ya,şimdi daha iyi anladım..)

neyse o sıralar işte,radyoda sürekli aynı parça çalıyor 3-4 saat arayla.belki radyocuda benim gibi aşık/deli..en sonunda dayanamayıp radyoyu aradım,şu an çalan parçanın adı nedir diye çocuk sesimle.karşıdaki ses bülentttt ortaçgil,light albümünden dedi yaya yaya ağzını..

o zamanlar(ki bütün öğrencilik hayatım boyunca)yeterli parayı hiçbirzaman bulamadıgımdan,bulsamda anında bitirdiğimden gittim D&R dan aldım albümü,taksitle ödeyerek..sene 98 felan sanırım.

albüm dediysem bildiğin kaset.(bilemeyen genç blogerlar,googleden tıklayın kaset nedir,nasıl birşeydir)
şarkının adı:eylül akşamı
ama muhteşem.dinle,dinle,dinle....albümü ezberledim tabi,en çok eylül akşamını..

"belki benim kağıt param bir şekilde,döne dolaşa senin cebine girmiştir,
belki aynı posta kutusuna değişik zamanlarda da olsa birkaç mektup atmışızdır
olamaz mı olabilir,
onca yıl sen burada,
onca yıl ben burada,
yollarımız hiç kesişmemiş şu eylül akşamı dışında.."

şimdi yeniden,"sen" isimli albümüyle karşınızda..dinlemeye değer...

23 Aralık 2010 Perşembe

bende bir zamanlar





evet sevgili blog
bende bir zamanlar 47 kiloydum.(sene 2004)
ve hiç aklıma gelmezdi.
böyle spor yapanlara,diyet yapanlara anlam veremezdim.millet kiloyla,formda kalmayla kafayı yemiş derdim.neden?çünkü ne yersem yiyeyim 36 bedenin içinde kaybolurdum...
hep öyle olacak zannederdim.
ta ki kızımı doğuruncaya dek..nasreddin hocanın damdan düşen getirin bana demesi gibi,bir anda kendimi zayıflamak isteyen insanlar(çoğunluğu kadınlar olmak üzere) grubunun içinde buldum.
neyse zayıfladım.doğum öncesi kiloma indim.
ama o kadar sarkık bir karnım vardı ki en sonunda plates yapmaya başladım...ekranda püf püf nefes vermeleriyle dalga geçtiğim,acıyı seviyoruz diye konuştuklarında kahkahalar attığım,pozitif düşünün,kendinizi arındırın dediklerinde son moda plates daha ne bulacaklar dediğim platesi yaptım evet...
istediğim kıvama geldim.
ama o "kendini beğenmeme" duygusunu en derinden yaşadım.

neyse demem o ki,sizde bir zamanlar "güzel" olabilirsiniz.
bir zamanlar "genç"
bir zamanlar "zengin"
bir zamanlar "mutlu"
bir zamanlar "aşık"
...
...
...
sürer gider...
karşınızdaki anlamanız için,mutlaka başınıza onun yaşadığı olayın/durumun aynısının gelmesi gerekmez...

ve siz;şu anda aşık,mutlu,zayıf,genç,işi olan okurlar.

sizin de bir zamanlar böyleydim demeyeceğinizin garantisi yok...
arada birilerinin hatırlatmasında da fayda var;)